Depresyon ve Anksiyete, günümüzde toplumda en sık karşılaşılan iki ruhsal bozukluktur. Yapılan araştırmalara göre, Depresyon hastalarının yaklaşık %75’inde aynı zamanda bir Anksiyete bozukluğu da görülmektedir. Bu iki hastalık çoğu zaman eş tanı (komorbid) olarak ortaya çıkar ve birçok belirtiyi birlikte barındırır. Uyku düzensizlikleri, yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, psikomotor yavaşlama gibi ortak belirtiler hem Yaşlılar hem de yetişkinler arasında oldukça yaygındır (Stahl, 2013).
Depresyonun temel belirtileri; çökkün duygu durumu, daha önce keyif veren aktivitelerden zevk alamama, özgüvende azalma ve umutsuzluk hissiyken; Anksiyete daha çok kontrol edilemeyen Kaygı, endişe ve yoğun bir zihinsel uğraş ile karakterizedir. Bu belirtiler yaş ilerledikçe daha görünür hale gelebilir ve kişinin günlük yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Yaşlanma, her bireyin yaşam döngüsünün doğal bir parçasıdır. Dünya Sağlık Örgütü ve uluslararası kuruluşlar, günümüzde 65 yaş ve üzerini yaşlılık dönemi olarak tanımlamaktadır (WHO, 2015). Bu dönemde hem fiziksel hem de Ruhsal güçlerde yavaşlama meydana gelir ve bireylerin sosyal, Psikolojik ve sağlıkla ilgili ihtiyaçları artar.
Yaşlılarda Depresyon ve Anksiyete görülme riski;
Gelir durumu,
Medeni durum,
Sosyal destek eksikliği,
Yalnız yaşama,
Kronik hastalıklar (diyabet, kalp hastalığı, Parkinson vb.),
Engellilik durumu
gibi faktörlerle yakından ilişkilidir.
Dünya genelinde yapılan çalışmalarda, Yaşlılarda en çok görülen ruhsal sorunların başında Demans, Depresyon ve Kaygı bozuklukları gelmektedir (Beğer ve Yavuzer, 2012). Depresyon tedavi edilmediğinde Yaşlı bireylerde sosyal izolasyon, öz bakım becerilerinde azalma ve yaşam kalitesinde belirgin düşüş meydana gelebilir.
Yaşlılık döneminde ruh sağlığını desteklemek, profesyonel bakım, sosyal etkileşim ve düzenli takip gerektirir. Bu noktada bakımevleri, özellikle depresyon ve anksiyete gibi hastalıklarla mücadele eden yaşlı bireyler için önemli bir yaşam alanı sunar.
Bakımevleri, yaşlı bireylerin hem fiziksel hem de Psikolojik durumlarını düzenli olarak takip ederek olası riskleri erken dönemde tespit eder. Depresyon, Diyabet, kalp rahatsızlıkları ya da Demans gibi kronik hastalıkların seyri yakından izlenir.
Depresyonun en önemli tedavi unsurlarından biri sosyal katılımdır. Bakımevlerinde;
Grup etkinlikleri,
Sanat ve hobi atölyeleri,
Günlük egzersiz programları,
Sosyal paylaşımlar
yaşlıların kendilerini daha aktif ve değerli hissetmelerini sağlar.
Yalnız yaşayan Yaşlı bireylerde Depresyon riski iki kat artmaktadır. Bakımevleri, düzenli yaşam koşulları ve güvenli bir ortam sunarak kaygı ve yalnızlık duygusunun azalmasına yardımcı olur.
Her Yaşlının ruhsal ve fiziksel ihtiyaçları farklıdır. Bakımevleri, kişiye özel bakım planları oluşturarak Depresyon ve Anksiyete düzeyini azaltmaya yönelik bireysel destek sağlar.
Depresyon ve Anksiyete tedavilerinde düzenli ilaç kullanımı hayati önem taşır. Bakımevlerinde ilaç takibi profesyonel sağlık personeli tarafından yapılır, olası karışıklıkların önüne geçilir.
Düzenli psikiyatri ve hekim desteği
Sosyal izolasyonu azaltan toplu etkinlikler
Uyku düzeni ve beslenme takibi
Kronik hastalıkların eş zamanlı yönetimi
Güvenli, sakin ve destekleyici bir ortam
Ailelerle düzenli iletişim ve takip
Bu unsurlar, Yaşlı bireylerin Depresyon ve Anksiyeteyi daha kolay yönetebilmesini, yaşam kalitelerinin artmasını ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.
Depresyon ve Anksiyete, özellikle Yaşlılık döneminde sık görülen ancak tedavi edilebilir ruhsal hastalıklardır. Bakımevleri, bu hastalıkların profesyonel olarak yönetilmesi ve Yaşlı bireylerin kendilerini güvenli, değerli ve desteklenmiş hissetmeleri açısından çok önemli bir role sahiptir.
Bakımevimiz, ruhsal ve fiziksel sağlığı birlikte ele alan yaklaşımıyla, Yaşlı bireylerin daha huzurlu, sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmeleri için hizmet vermektedir.